Burn Kelimesiyle Oluşturulan Deyimler

Sevgili Educall öğrencileri ve takipçileri daha önceki pek çok yazımızda deyimlerden ve kelime öğrenmenin öneminden söz ettik. İngilizce’ yi öğrenmek isterken çoğu zaman vakit harcamaktan kaçıyoruz ve kelime çalışmamız gerektiği gerçeğini göz ardı ediyoruz. Kelime çalışmadan iyi bir konuşmacı veya yazar da olmanız mümkün değil. Tabi ki tüm becerilerimizi geliştirmeye eşit şekilde önem vermeliyiz ama konuşma, yazma, dinleme ve okuma bunların hepsinde de kelime bilgisi ağır basar. Kitap, makale, blog, haber yazıları okuyarak ve video izleyerek dağarcığınıza pek çok kelime kazandırabilirsiniz. Bazı kelimeleri anlam bütünlüğünden çıkarım yaparak öğrenmek kolayken deyim ve atasözü gibi bir araya geldiğinde farklı anlamlar kazanan sözcük gruplarını öğrenmek daha zor olabiliyor. Yine de maksimum çabayla bizim dilimizde de aynı anlamı taşıyan farklı sözcüklerle eşleştirme yaparak deyimleri ve atasözlerini öğrenebiliriz. Bugün yanmak ve yakmak anlamına gelen ‘burn’ kelimesiyle oluşturulan farklı deyimleri öğreneceğiz.

 

1. Be burning with something (rage, anger, desire)
Anlamı:  Bir duyguyla yanıp tutuşmak, uç seviyelerde yaşamak (olumlu ve olumsuz duygu olabilir öfke tutku gibi).

Ex: He was burning with anger when he saw the kids ran away from the farm.

Örnek: Çocukların çiftlikten kaçtığını görünce öfkeden patladı.

 

2. Burn a hole in your pocket

Anlamı: Kolay para harcayan insanların cebinin delik olması, meteliksiz kalmaları diyebiiliriz.

Ex: You should pay your debt, don`t wait until money burns a hole in your pocket.

Örnek: Borcunu ödemen gerekiyor, cebin boşalana kadar bekleme.

 

3. Burn something to a crisp

Anlamı: Bir şeyi kuruyana ve kararana kadar ocakta çok pişirmek ve yemeği bozmak.

Ex: Turn off the oven, you will burn the chicken to a crisp.

Örnek: Fırını kapat yoksa tavuk kupkuru kömür gibi olacak.

 

4. Burn the candle at both ends

Anlamı: Geç saatlere kadar, erken kalkıp (gece-gündüz) çalışmak ve çok yorulmak.

Ex: I was burning the candle at both ends to complete the report for the meeting with Italians.

Örnek: İtalyanlarla yapacağımız toplantıya raporu yetiştirmek için gece gündüz çalıştım.

 

5. Burn the midnight oil

Anlamı: Gece geç saatlere kadar çalışmak.

Ex: He can fall asleep on the couch because he burned the midnight oil.

Örnek: Gece geç saatlere kadar çalıştığı için koltukta uyuyakalabilir.

 

6. Burn to the ground

Anlamı: Bir şehrin, bir yerin veya binanın yanıp yerle bir olması.

Ex: The forest was burned to the ground because of picnickers.

Örnek: Orman piknikçiler yüzünden kül oldu.

 

7. Burn your bridges / boats

Anlamı: Gemileri yakmak

Ex: I will burn my bridges because I always work overtime due to extra staff.

Örnek: Köprüleri yıkacağım çünkü sürekli ekstra işler yüzünden fazla mesai yapıyorum.

 

8. Be/ Get burned

Anlamı: Birisi tarafından incitilmek veya çok para kaybetmek.

Ex: I have been badly burned during the coronavirus disease period.

Örnek: Koronavirüs süresi boyunca çok para kaybettim.

 

9. Get/have your fingers burned

Anlamı: Yanlış yaptığı bir şeyin bedelini ödemek, kendi kendini yakmak.

Ex: If you invest your money in this business, you will burn your fingers.

Örnek: Eğer bu işe para yatırırsan kendini yakarsın.

 

10. Have money to burn

Anlamı: Har vurup harman savuracak kadar para sahibi olmak.

Ex: Look at her expensive shoes, it seems that she has money to burn.

Örnek: Pahalı ayakkabılarına baksana çok parası var gibi görünüyor.

162    |   0