Çalışmakla İlgili Sık Kullanılan 30 Farklı Deyim ve İfade

"Choose a job you love, and you will never have to work a day in your life."

— Confucius

 

1. Have a lot on your plate

Anlamı: İşlerin dağ gibi yığılması

Example: “Sorry I didn’t call you back sooner; I have a lot on my plate right now.”

Örnek: Üzgünüm, sana geri dönemedim şu anda halletmem gereken çok fazla iş var.

 

2. Think outside the box

Anlamı: Kalıpların dışında düşünmek

Example: “We need to come up with a really good advertising campaign. Let’s try to think outside the box.”

Örnek: Çok iyi bir reklam kampanyası yapmalıyız. Hadi alışılmış fikirlerin dışına bir şey bulalım.

 

3. Bang for the buck

Anlamı: Parasının karşılığını almak

Example: “I think we should use online ads instead of TV commercials. They give more bang for the buck.”

Örnek: Televizyon reklamları yerine online reklam vermeliyiz. Paramızın karşılığını daha çok verir.

 

4. Eager beaver

Anlamı: Çok istekli

Example: “He seems never to know what tiredness is, he`s really an eager beaver.  

Örnek: Asla yorgunluk nedir bilmiyor, gerçekten çok istekli.

 

5. Hold fort 

Anlamı: Birinin yerine bakmak, işleri idare etmek

Example: “I've never seen anyone who could hold forth so long.”

Örnek: İşleri bu kadar uzun süre idare edebilen birini daha önce hiç görmedim.

 

 

6Cash cow 

Anlamı: Altın yumurtlayan tavuk / Çok para getiren iş

Example: "The new product has proved to be a real cash cow."

Örnek: Yeni ürünün çok para getireceği belli oldu.

 

7. Learn the ropes

Anlamı: İşi kavramak, çözmek

Example: It will take me several months to learn the ropes, but I’m sure you’ll be satisfied with my performance.

Örnek: İşi tamamen kavramam aylarımı alacak ama sonunda elde edeceğim performansın beni memnun edeceğine inanıyorum.

 

8. Be sacked

Anlamı: Atılmak

Example: "He was always coming late, so eventually they sacked him."

Örnek: İşe her zaman geç geliyordu, bu yüzden en sonunda onu kovdular.

 

9. Off the hook 

Anlamı: Ağdan/ zor durumdan kurtulmak

Example: Jason said he’d finish the project tonight, so you’re off the hook.

Örnek: Jason bu gece projeyi bitireceğini bu yüzden sen kurtuldun.

 

10. Hanging by a thread

Anlamı: Topun ağzında olmak / Risk altında olmak

Example: “After you spoiled a third sales presentation, your job is hanging by a thread -you really need to improve.

Örnek:  3. Satışların sunumunu da berbat ettikten sonra işin gerçekten risk altında – kendini geliştirmen gerekiyor.

 

 

11. Burn the candle at both ends 

Anlamı: Dur durak bilmeden gece gündüz çalışmak

Example: “He’s been burning the candle at both ends to finish this project.”

Örnek: Bu projeyi bitirebilmek için gecesini gündüzüne kattı.

 

12. Move up in the world 

Anlamı: Sınıf atlamak / daha iyi bir yere gelmek

Example: “He’s moved up in the world (=got a better job or social position) in the last few years, and his new flat shows it.”

Örnek: Yeni dairesinden son bir kaç yılda ne kadar iyi bir yere geldiğini anlıyoruz.

 

13. Get your feet under the table 

Anlamı: Yeni iş ortamına alışmak

Example: “It only took him a week to get his feet under the table.”

Örnek: Yeni iş ortamına alışması sadece bir haftasını aldı.

 

14. Work your fingers to the bone

Anlamı: İşten başını kaldıramamak / Canını dişine takmak

Example:  “His mother had had a hard life - had worked her fingers to the bone bringing up six children.”

Örnek: Annesinin zor bir hayatı oldu, altı çocuğunu büyütebilmek için canını dişine taktı.

 

15. Pull your socks up 

Anlamı: Paçaları sıvayıp işe koyulmak

Example: “You’ll have to pull your socks up and work harder if you want to impress the boss!”

Örnek: Eğer patronunu etkilemek istiyorsan bir an önce paçalarını sıvayıp işe koyulmalı ve çok çalışmalısın.

 

16. The blue-eyed boy

Anlamı: Ofisin gözdesi baş tacı

Example: “John is the blue-eyed boy at the moment!”

Örnek: John şimdi iş yerinin gözde çalışanı.

 

17. Get off on the wrong foot 

Anlamı: Kötü bir başlangıç yapmak

Example: “You got off on the wrong foot with him – he hates discussing office politics.”

Örnek: Onunla kötü bir başlangıç yaptın, politika konuşmaktan nefret eder.

 

18. A mover and shaker

 Anlamı: Sektöre yön veren

 Example: “He’s a mover and shaker in the publishing world.”

Örnek: O yayın dünyasının önde gelen isimlerinden birisi.

 

19. Sit on the fence

 Anlamı: Kararsız kalmak

 Example: “When there are arguments, she just sits on the fence and says nothing.”

Örnek: Tartışma çıktığında, o sadece sessiz kalıyor ve taraf tutmaktan kaçınıyor.

 

20. Pass the buck

Anlamı: Sorumluluğu başkasına yüklemek

Example: “She's always trying to pass the buck and I'm sick of it!”

Örnek: Sorumluluklarını sürekli başkasına yüklemeye çalışıyor, bu durumdan çok sıkıldım.

 

21. Back-room boys

Anlamı: Perde arkasındaki kişiler

Example: "Back-room boys don't always receive the credit they deserve for their work."

Örnek: Perde arkasında çalışan kişiler genelde hak ettiği karşılığı almaz.

 

22. Dead end job

Anlamı: Geleceği olmayan meslek

Example: "For the moment I'm stuck in a dead end job but I'm hoping to find something better."

Örnek: Şu an yaptığım iş gelecek vaad etmiyor ama daha iyi bir şey bulacağımı ümit ediyorum.

 

23. Dead wood

Anlamı: Çürük elma

Example: "The new manager wants to reduce costs by cutting out the dead wood."

Örnek: Yeni yöneticimiz çürük elmaları ayıklayarak maliyeti düşürmeyi amaçlıyor.

 

24. Firing line

Anlamı: Ateş hattı,topun ağzı

Example: "The managing director of the bank is in the firing line since the fraud was discovered."

Örnek: Hesaplarda yapılan hileler ortaya çıktığı için bankanın yöneticisi topun ağzında.

 

25. To bring home the bacon

Anlamı: Ekmek parası kazanmak

Example: "He felt it was his responsibility to bring home the bacon."

Örnek: Sorumluluğunun ev geçindirmek olduğunu hissetti.

 

26. Chief cook and bottle washer

Anlamı: Her türlü işi yapmak

Example: "If you want to set up your own business you have to be ready to be chief cook and bottle washer."

Örnek: Eğer kendi işini kurmak istiyorsan her türlü işi yapmaya hazır olmalısın.

 

27. To crack the whip

Anlamı: İpleri eline almak

Example: "We finished the project on time, but only because I really cracked the whip."

Örnek: Projeyi zamanında bitirdik çünkü ipleri elime almıştım.

 

28. A golden handshake

Anlamı: Yüklü miktarda para alıp (tazminat) işten ayrılmak

Example: "She won't have to find a job very quickly because she got a huge golden handshake from her last job."

Örnek: Hemen yeni bir iş bulmak zorunda kalacağını sanmıyorum çünkü son işinden ayrılırken yüklü bir tazminat aldı.

 

29. To be snowed under

Anlamı: İşten başını kaldıramamak

Example: "She wasn't able to finish the report as she was snowed under with other work."

Örnek: Diğer işlerinden başını kaşıyacak zamanı olmadığı için raporunu bitiremedi.

 

30. To sweat blood.

Anlamı: Alın teri dökmek

Example: "She sweated blood to finish the project on time."

Örnek: Projeyi zamanında bitirebilmek için bayağı ter döktü.

191    |   0