Görünüş ve Fiziksel Özellikleri İngilizce’de Nasıl Anlatırız?

Birininin görünüşünü İngilizce’de nasıl tarif edebiliriz? Aslında İngilizce öğrenirken karşımıza en çok çıkan konulardan birisi olmasına rağmen pek çoğumuz hala birisinin boyundan veya saç renginden veya da şeklinden bahsedecek olduğunda zorlanır. Bugün sizlerle boy, kilo, yaş, genel görünüm, saç rengi, şeklinden bahsetmeyi öğreneceğiz.

 

What does he/she look like?                 Nasıl görünüyor?

She is tall.                                                O uzun.

He is short.                                              O kısa.

He is of medium-height.                         O orta boy.

 

She is young.                                          O genç.

She is old.                                                O yaşlı.

They are middle-aged.                            Onlar orta yaşlı.

 

 

She is thin / slim.                                      O zayıf.

He is not fat.                                              O şişman değil.

I am chabby.                                               Ben tombul biriyim.

You are fit.                                                   Sen formundasın.

She is flabby.                                              Onun vücudu zayıf (kassız).

 

 

What color is her eye?

 

Her eye color is green.                             Onun göz rengi yeşil.

She has got green eyes.                           Onun yeşil gözleri var.

She has blue eyes.                                    Onun mavi gözleri var.

He has brown eyes.                                    Onun kahverengi gözleri var.

I have hazel eyes.                                       Gözlerim ela.

 

 

She looks older than her age.                 Yaşına göre daha yaşlı görünüyor.

She is younger than me.                          Bana göre daha genç.

She is so beautiful.                                   O çok güzel.

He is so handsome.                                   O çok yakışıklı.

He is well-built.                                         O boylu boslu (kaslı).

 

She has got curly hair.                            Onun saçı kıvırcık.

They have got wavy hair.                        Onun saçı dalgalı.

I have straight hair.                                  Onun saçı düz.

She has got blonde/fair hair.                    Onun saçı sarı / açık renk.

She has got brown/red/grey hair.             Onun saçı kahverengi/kırmızı/gri. 

He has no hair. He is bald.                       Hiç saçı yok. O kel.

 

 

He has mustache.                                    Onun bıyığı var.

He has beard.                                          Onun sakalı var.

She is attractive.                                      O göz kamaştırıcı.

He is gorgeous.                                        O muhteşem.

 

Görünüş

Be the spitting image of someone / be the spit: Birisine benzemek.

Örn: You’re the spitting image of your mother!

Anlamı: Annenin kopyasısın.

 

Like peas in a pod: Çok benzemek.

Örn: The two sisters are like peas in a pod.

Anlamı: Birbirinize çok benziyorsunuz.

 

Like chalk and cheese: Hiç benzememek.

Örn: The twins are like chalk and cheese!

Anlamı: İkizler birbirine hiç benzemiyor.

 

Yaş

Getting on a bit / knocking on a bit: Gittikçe yaşlanmak.

Örn: My parents are knocking on a bit now.

Anlamı: Annem babam gittikçe yaşlanıyor.

 

On the wrong side of …: Belli bir yaştan daha yaşlı olmak.

Örn: He’s on the wrong side of 40.

Anlamı: O 40’tan daha yaşlı görünüyor.

 

Be pushing … : Neredeyse bir yaşa gelmek.

Örn: She looks like a teenager, but she’s pushing 30 you know!

Anlamı: Ergen gibi görünüyor ama neredeyse 30’ unda.

 

Not look your age: Yaşını göstermemek.

Örn: She really doesn’t look her age.

Anlamı: O yaşını göstermiyor.

 

Güzellik

A head-turner: Çok güzel veya çok yakışıklı olup baş döndürücü olmak.

Örn: His son is a head-turner.

Anlamı: O çok yakışıklı.

 

Eye-catching: Göze çarpan güzelliği olmak.

Örn: She is eye-catching.

Anlamı: O çok güzel.

 

Kilo

A beanpole: Bezelye ekmek için açılan boşluk kadar küçük, zayıf.

Örn: He was like a beanpole all the way through school.

Anlamı: Okul hayatı boyunca bezelye tanesi gibiydi.

 

As thin as a rake: Tırmık kadar ince olmak.

Örn: She’s lost a lot of weight and now she’s as thin as a rake.

Anlamı: O çok kilo verdi ve şimdi bir deri bir kemik.

 

A bit on the large side: Biraz kilolu olmak.

Örn: She’s been a bit on the large side ever since she quitted her diet.

Anlamı: Diyeti bıraktığından beri biraz kilolu.

129    |   0