Günlük Hayatta En Sık Kullandığımız İfadeler Nelerdir?

Gündelik hayatta sık kullanılan ama hala bilmediğimiz ifadeler olabilir mi? Bazen çok çaba göstermemize rağmen İngilizce bilen birisiyle konuşurken onlar için sıradan ama bizim bilmediğimiz pek çok kelimeyle karşılaşıyoruz. Educall Bloğunda derslerimizin yanı sıra sizlerin öncelikli olarak öğrenmesi gereken konular, kelimeler üzerine yazıyoruz. Bugün özellikle de dizi izlerken karşılaşmış olabileceğiniz, günlük hayatta acaba bunu nasıl ifade ederim deyip karşılığını bir türlü bulamadığınız ifadeleri sizin için seçtik. Keyifli çalışmalar!

 

Be on board

Bir konuda birisiyle aynı fikirde olmak, bir konuda yanında olmak.

Örnek: I am on board if you are really willing to start this project.

Anlamı: Eğer gerçekten bu projeyi yapmak istiyorsan ben varım.

 

Call it a day/night

Bir şeyi bitirmek için “bugünlük yeter” “bugünlük bu kadar” gibi durumları ifade etmek için kullanılır.

Örnek: Okay, let’s call it a day for now and set another meeting for next week.

Anlamı: Tamam, bugünlük burada bitirelim  ve gelecek hafta için yeni bir toplantı düzenleyelim.

 

Crush something

Hakkından gelmek ve iyi iş çıkarmak anlamında kullanılır.

Örnek: Don’t worry because you will crush the race.

Anlamı: Endişelenme çünkü yarışta iyi iş çıkaracaksın.

 

Get away with

Yaptığı şey yanına kar kalmak.

Örnek: She outperformed because she stole the questions. She got away with it.

Anlamı: Soruları çaldığı için herkesten iyi yaptı. Yaptığı yanına kar kaldı.

 

Hold on

Zor zamanlarda sebat göstermek, dayanmak.

Örnek: Hold on to your work, you will achieve very soon.

Anlamı: İşine sıkı sarıl yakında başaracaksın.

 

Hold up

Bir sıkıntıya dayanmak.

Örnek: I just called to see how you’re holding up. I know you’re going through a hard time.

Anlamı: Sadece nasıl olduğunu (idare ettiğini) öğrenmek için aradım. Zor zamanlardan geçtiğini biliyorum.

 

Keep something under wraps

Bir şeyi halı altına süpürmek.

Örnek: We should keep it under wraps, for now, lest my father has another heart attack.

Anlamı: Babamın tekrar kriz geçirmemesi için o konuyu halı altına süpürdük.

 

Nail something

İyi iş çıkarmak.

Örnek: I totally nailed my presentation!

Anlamı: Harika bir sunum yaptım.

 

On it

Bir işin üzerinde olmak veya çok kısa sürede başlayacak olmak.

Örnek: +Can you do the laundry? -I am on it.

Anlamı: +Çamaşırları yıkayabilir misin? -Birazdan hallediyor olacağım.

 

On/off the table

On the table, bir şeyi masaya yatırmak, göz önünde bulundurmak.

Örnek: Before you make a decision, let’s put the last issue on the table.

Anlamı: Sen karar vermeden önce, hadi son sorunu da masaya yatıralım.

 

Off the table, bir şeyin tartışma dışı olması.

Örnek: After losing my belief in you, marrying is off the table for a long time.

Anlamı: Sana olan inancımı kaybettikten sonra evlilik uzun bir süre konumuz değil.

 

Play it cool

Sakin, rahat ve kendinden eminmiş gibi davranmak.

Örnek: Play it cool, don’t let them know you don’t have any options until you get the job.

Anlamı: Rahat ol ve işi alana kadar başka seçeneğin olmadığını bilmelerine izin verme.

 

Pull oneself together

Kendini toplamak, kendine gelmek.

Örnek: You should pull yourself together. You have a life ahead of you.

Anlamı: Kendini toparlamalısın. Önünde bir hayat var.

 

Push someone’s buttons

Damarına basmak, hassas noktasına dokunmak.

Örnek: He knows when to push my buttons and make me mad.

Anlamı: Ne zaman damarıma basacağını biliyor ve benim sinirimi bozuyor.

73    |   0