Out İle Oluşturulan Fiil Grupları G-K

Herkese merhaba! İngilizce çalışmaktan sıkılıp veya yorulsanız da vazgeçemiyor ve kendinizi Educall’ un Bloğunda buluyorsanız, hoş geldiniz. Dil öğrendiğiniz çoğu zaman eğlenceli kimi zaman da meşakkatli bu yolculuğunuzda molalarınıza eşlik etmeye hazırız. Her hafta hazırladığımız blog yazılarıyla gününüze renk katmak hem de eğlenirken öğrenmenizi istiyoruz. Geçen hafta prepositions (edatların) fiillerle bir araya geldiğinde iki kelimenin yeni bir kelime oluştuğundan bahsetmiştik; run (koşmak), away (uzak), run away (kaçmak) gibi. Edatlarla oluşturulan fiil öbeklerini öğrenmek için birkaç kez sözlükten anlamına bakmak ve ezberlemekten başka şu an için hızlı bir yol görünmüyor. İngiltere’ de de yaşasanız phrasal verbs’ in (öbek eylemleri) yarısını bile öğrenmeniz yıllarınızı alabilir ki burada binlerce phrasal verbs’ ten bahsediyoruz. Bu yüzden pratik yapmaya ve sürekli okumalar yapmaya özen gösterin. Yeni öğrendiğimiz kelimelerin pek çoğunu yaptığımız okumalar sayesinde kazanıyoruz. Bu hafta out ile oluşturulan fiil gruplarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

Get out 1

Bir yerden ayrılmak, çıkmak

Örnek: She wouldn't stop talking so we asked her to get out.

Anlamı: Susmayacaktı bu yüzden biz de çıkmasını söyledik.

 

Get out 2

Bir bilginin açığa çıkması, ifşa olması.

Örnek: The news about her engagement got out very quickly.

Anlamı: Nişanıyla alakalı haber çok çabuk duyuldu.


Go out 1

Sönmek, patlamak

Örnek: When all the lights go out in the city, you will see the stars.

Anlamı: Şehirdeki tüm ışıklar söndüğünde, yıldızları göreceksin.

 

Go out 2

Dışarıya çıkmak

Örnek: Are you going out tonight?

Anlamı: Bu akşam dışarıya çıkacak mısın?

 

Give out 

Uzun yıllar veya aşırı kullanım sonucunda bir şeyin işlevini yitirmesi. Pes etmek, durmak, bitmek, tükenmek, kalmamak.

Örnek: At the end of the race his legs gave out and he collapsed on the ground.

Anlamı: Yarışın sonunda bacakları onu yere bıraktı ve öylece zemine düştü.

 

Hammer out 

Anlaşmak, uzlaşmaya varmak.

Örnek: The company directors finally hammer out the contract over the weekend.

Anlamı: Firma yöneticileri sonunda hafta sonu sözleşme üzerinde anlaşmaya varacaklar.
 

Hand out 

Dağıtmak

Örnek: The teacher handed out the English books to the students.

Anlamı: Öğretmen İngilizce kitaplarını öğrencilere dağıttı.

 

Hang Out

Birileriyle keyifli zaman geçirmek

Örnek: My friends and I are going to hang out at the park on.

Anlamı: Arkadaşlarımla Pazar günü parkta takılacağız/vakit geçireceğiz.

 

Head Out

Birden ayrılmak, çıkmak

Örnek: We're heading out at seven, so don't be late.

Anlamı: Saat yedide çıkacağız, geç kalma.

 

Keep out 

Birinin bir yere girmesini engellemek, dışarıda tutmak. 

Örnek: The sign said ‘Danger – Keep out’.
Anlamı: İşarette tehlikeli uzak durun yazıyordu.

 

Knock Out

Bir kişinin veya bir şeyin birini bayıltması

Örnek: The pills knocked me out, I didn’t hear her.

Anlamı: Haplar beni bayılttı, onu duymadım.

 

Kick out

Birini bir yerden zorla çıkarmak

Örnek: His wife kicked him out of the house.

Anlamı: Eşi onu evden attı.

48    |   0