Out İle Oluşturulan Fiil Grupları T - Z

Sevgili Educall öğrencileri ve okuyucuları, bugün sizinle hepimizin başına dert olmuş söyleceğimiz her şeyi önce Türkçe düşünüp sonra İngilizce’ye çevirme alışkanlığımızı nasıl azaltabileceğimizi konuşacağız. Öncelikle başlamamız gereken nokta, eğer başlangıç seviyesinde bir öğrenciyseniz tam cümle kurmaya çalışmak ve çeviri yapmak yerine bildiğiniz kelimelerle -tam bir cümle olmasa bile-sadece kendinizi İngilizce ile ifade etmek olmalıdır. Hata yapın, bundan daha doğal bir durum yok mükemmel olmaya çalışmayın. İlk etapta her şeyi ifade edemeyeceğiniz gerçeğini kabullenin ve beyninizi kontrol etmeye çalışmak yerine sadece bildiklerinizle konuşmaya çalışın. Bunu yaptığınızda kafanızda sanki matematik veya fen çalışıyormuşsunuz gibi değil beyninizin gerçekten dil öğrenmek üzerine kurulu mekanizmasını harekete geçireceksiniz. Her İngilizce konuştuğunuzda acil durum varmış gibi o duruma uyan aklınıza gelen İngilizce kelimeleri kullanın bu sizin psikolojik olarak ve zihnen ilk etaplarda başarısız olsanız bile İngilizce öğrenme çemberine sokacaktır. Eğer yazı dilinden bahsediyorsanız ikisinin aynı şey olmadığını söylemek isterim, bir şeyi Türkçe yazarken de daha iyi ifade edebilmek için vakit harcarız, yazmak konuşmaya oranla daha kontrollü bir eylemdir. Bunun yanısıra, yazmadan farklı olarak konuşmada yaptığımız hatalar tolere edilir çünkü asıl hedef karşı tarafın sizi anlamasıdır. Sizin Buckingham Sarayı İngilizce’si diye tabir ettiğim aksanda ve akıcılıkta konuşmanızı kimse bekleyemez. Ve en önemlisi bunun bir süreç olduğunu unutmayın, işe içsel konuşmalarla başlayın, adım adım ilerlediğinizi göreceksiniz…

 

Bu hafta ‘out’ ile oluşturulan fiil gruplarında sona geldik. Umarım hepiniz için faydalı olacaktır. İyi çalışmalar!

 

Take out 1

Hesaptan para çekmek.

Örnek: I’ve taken out a lot of money from my account recently.

Anlamı: Son zamanlarda hesabımdan çok fazla para çektim.

 

Take out 2

Çıkarmak, atmak, kaldırmak.

Örnek: He takes out the trash every day.

Anlamı: O her gün çöpü atar.

 

Talk out

Bir sorunu çözmek için dile getirmek, onun hakkında konuşmak.

Örnek: I talked out the problem with a therapist.

Anlamı: Sorunu terapistimle görüştüm.

 

Throw out 

Atmak, tamamen kurtulmak.

Örnek: I threw out all the old stuff because it caused messiness.

Anlamı: Dağınıklığa neden olduğu için tüm eski eşyaları attım.

 

Time out 

Sürenin dolması.

Örnek: The server connection times out after 15 minutes.

Anlamı: Sunucu bağlantı süresi 15 dakika sonra doluyor.

 

Try out 

Bir şeyi uygun olup olmadığını görmek için denemek, test etmek.

Örnek: I'm going to try out a new recipe for dinner.

Anlamı: Akşam yemeği için yeni bir tarif deneyeceğim.

 

Turn out 1

Ortaya çıkmak.

Örnek: It turns out that they helped me because they would learn about my project.

Anlamı: Projemi öğrenecekleri için bana yardım ettikleri ortaya çıktı.

 

Turn out 2

Kapamak.

Örnek: Please turn out the lights.

Anlamı: Lütfen, ışıkları kapatın.

 

Veg out

Dinlenmek, tembellik yapmak.

Örnek: I am tired of endless assignments. I think I'll just veg out this weekend.

Anlamı: Sonu gelmeyen ödevlerden yoruldum. Bu hafta sonu hiçbir şey yapmayacağım, dinleneceğim.
 

Walk out

Bir yerden sinirle veya mutsuz olduğu için ayrılmak, orayı terk etmek.

Örnek: He walked out on his wife and two kids.
Anlamı: Karısını ve iki çocuğunu bıraktı.

 

Want out

İlişkiyi veya anlaşmayı sona erdirmek.

Örnek: One of the partners wants out of the business.

Anlamı: Ortaklarımızdan birisi iş anlaşmasını sonlandırıyor.

 

Watch out 

Dikkatli olmak.

Örnek:  Watch out, you’re going to hit that car!

Anlamı: Dikkatli ol, arabaya çarpacaksın.
 

Wear out 

Eskimek, ömrü dolmak (eşya, alet).

Örnek: I have worn out my boots. I need a new pair.

Anlamı: Botlarım eskidi, yeni bir çift bota ihtiyacım var.

 

Weed out

Uygun olmayan eşyaları veya insanları çıkarmak.

Örnek: The first round of interviews serves to weed out weak applicants.

Anlamı: İlk mülakatlar yetersiz katılımcıları çıkarma amacına hizmet eder.


Whip out

Bir anda çıkarmak.

Örnek: The police whipped us out of the building in case of a possible assault.

Anlamı: Polis bizi olası bir saldırıya karşı aniden binadan çıkarttı.

 

Work out 1

Hesaplamak.

Örnek: We’ve worked out our yearly profit rate of the new product.

Anlamı: Yeni ürünün yıllık kar oranını hesapladık.

 

Work out 2

Anlamak

Örnek: I really can’t work it out. Why did she leave such a well-paid job?

Anlamı: Gerçekten anlayamıyorum. Neden iyi maaş getiren bir işi bıraktı?

 

 

Work out 3

Güzel bitmek, bir çözüm bulmak.

Örnek: Don’t be discouraged. Everything will eventually work out well.

Anlamı: Motivasyonunu kaybetme. Herşey sonunda yoluna girecek.
 

Write out

Bir şeyi yazmayı bitirmek.

Örnek: It only takes a minute to write out a prescription.

Anlamı: Bir reçete yazmak bir dakika sürer.

194    |   0