Reflexive and Possessive Pronouns

Reflexive Pronouns (Dönüşlülük Zamirleri)
 
İlk önce öğrendiğimiz nesne zamirleri ve kişi zamirleri konularını hatırlayalım.
 
The subject pronouns "I, we, you, he, she, it, and they" were pronouns that replaced the subject who did the action in a sentence. (Kişi zamirleri cümlede eylemi gerçekleştiren ismin yerini alan zamirlerdi.)
 
And the object pronouns were "me, us, you, him, her, it, them" and they took the place of a noun that receives the action (Nesne zamirleri yapılan eylemden etkilenen ismin yerini almışlardı).
 
Ex: She hurt him while playing hide and seek. > O (kadın), saklambaş oynarken onu (erkek) incitti.

 

Dönüşlülük zamirleri ise cümlede nesne zamirleri ile aynı işlevi görürler. Ama bu sefer nesne, kendi yaptığı işten etkilenen öznedir. Cümlede özne hem işi yapar, hem de o işten kendisi etkilenir, bu durumda nesne zamirlerini koyduğumuz yere dönüşlülük zamirlerini koyarız.
 
Ex: She hurt herself when she fell from the stairs. > O, merdivenlerden düştüğünde kendini incitti.
 
Reflexive pronouns "myself, yourself/yourselves, himself, herself, itself, ourselves and themselves" are used to refer back to the subject, which means that the subject of the sentence is both doer and receiver of the action.
 
Ex: I’m going to indulge myself and buy a new outfit as soon as I get my paycheck. (Kendimi şımartacak ve bir sonraki maaşımı alır almaz kendime yeni bir kıyafet alacağım.)
     
      My friend indulged himself with a new laptop. (Arkadaşım yeni bir dizüstü bilgisayarla kendini şımarttı.)
     
      Rachel blamed herself for the accident. (Rachel kaza için kendini suçladı.)
     
      David introduced himself to the neighbors. (David kendini komşularına tanıttı.)
 
When the object refers to the subject of the clause, we use a reflexive pronoun as the object of a preposition (Nesne, cümlenin öznesine atıfta bulunduğunda, bir edatın nesnesi olarak)
 
Ex: They had to learn by themselves. (Kendi başlarına öğrenmek zorunda kaldılar.)
    
      He felt sorry for himself. (Kendi için üzgün hissetti.)
 
With the preposition "by" when we want to show that someone did something alone or without any help (Birinin bir şeyi hiçbir yardım almadan ya da tek başına yaptığını göstermek için "by" edatı ile) :
 
ExShe lived by herself in a huge mansion. (Koskoca bir malikanede kendi başına yaşadı.)
      
       Ali walked home by himself. (Ali eve kendi başına yürüdü.)
      
       I've cut my hair by myself. (Saçımı kendim kestim.)
      
       I finished the entire project by myself. (Bütün projeyi kendi başıma bitirdim.)
 
And to highlight the person or thing we are mentioning (Bahsettiğimiz ismi daha da vurgulamak için):
 
ExAyşe herself is quite a tiny girl. (Ayşenin kendisi bayağı ufak bir kızdır.)

 

Possessive Pronouns and Adjectives (İyelik Zamirleri ve Sıfatları)
 
İyelik ekleri Türkçe'de isimlere eklenerek onların neye kime ait olduğunu belirten zamirlere dönüştüren eklerdir. Bu kelimelere iyelik zamirleri denir. (Benimki, seninki, onunki). İyelik sıfatları ise isimlerden önce gelerek sahiplik anlamı kazandırırlar. (Benim okulum, senin bilgisayarın, onun babası).
 
İngilizce'de iyelik zamirleri konusunda bir tarafta isimlerden önce gelerek o ismi niteleyen, sıfat görevindeki my, your, her, his, its, our, their kelimelerine; bir tarafta da sahiplik bildiren mine, yours, hers, his, its, ours, and theirs zamirlerine bakacağız.
(Hiçbir iyelik bildiren sıfat veya zamirde kesme işareti kullanılmaz.)
 
Examples:
 
Your apple is green. > Mine is red. (Senin elman - benimki)
 
Jane's eyes met his eyes > Jane’s eyes met his. (Onun gözleri - onunkiler)
 
Our school is a business high-school > Ours is a business high-school. (Bizim okulumuz - bizimki)
 
Is that your house? > Is that yours? (Senin evin - seninki)
 
She has a small umbrella, but his umbrella is smaller > His is smaller. (Onun şemsiyesi - onunki)
 
Their job is easy. > Theirs is easy. (Onların işi - onlarınki)

Last time I checked, my pencil was on the table but I couldn't find it there. Can I borrow yours (your pencil)?

A: I forgot my credit card at home. So, I can't pay for the dinner.
B: It's okay. You can use mine (my credit card).
 
She made it very clear that her ancestors were from Scandinavia. But the other students didn't know where theirs (their ancestors) were from.

 

530    |   2