İngilizce Sağlık Sorunlarından Nasıl Bahsederiz?

Rahatsızlandığınızda bunu İngilizce’de nasıl dile getirebileceğinizi biliyor musunuz? Pek çok İngilizce dersinde üzerinde kolay olduğu düşünülerek durulmayan hastalıklar konusu aslında pek çok konudan daha önemlidir. Özellikle de yurtdışı gezileriniz ve seyahatleriniz sırasında olur da rahatsızlanırsanız kendinizi doğru ifade etmeniz tedaviniz için önemli olacaktır. Veya bir ortamda arkadaşınızın iyi görünmediğini düşünüp ona neyi olduğunu sorup iyi dileklerinizi sunmak isteyebilirsiniz. Bugün sizlerle sağlık sorunlarımız hakkında nasıl konuşabileceğimizi ve yaygın hastalıkları öğreneceğiz.

 

İngilizce Sağlık Soruları

How do you feel (today)?                  Nasıl hissediyorsun (bugün)?

How are you feeling?                         Nasıl hissediyorsun?

Is everything okay?                            Her şey yolunda mı?

What's the matter?                            Neyin var?

What's wrong?                                    Ne sıkıntın var?

How can I help you?                           Sana nasıl yardım edebilirim?

How are you today?                           Bugün nasılsın?

How’s the knee?                                 Bacağın nasıl?

What happened to your arm?          Koluna ne oldu?

What is the matter with him?           Onun neyi var?

 

Cevaplar

I'm fine.                                           İyiyim.

I feel sick.                                        Rahatsızım.

Not so good.                                   Çok iyi değilim.

I don’t feel very well.                       Çok iyi hissetmiyorum.

I don't feel well.                               Kendimi iyi hissetmiyorum.  

I'm sick.                                           Hastayım.

It’s much better now, thanks.          Şu an çok daha iyi, teşekkürler.

Glad to hear it!                                Duyduğuma sevindim.

He has a severe sunburn.              Cildi güneşte çok yanmış.

I have got the hiccups.                   Hıçkırık tuttu.        

I feel dizzy.                                     Başım dönüyor.

She has fainted.                            O bayıldı.

My back hurts.                              Sırtım ağrıyor.

I've got a pain in (my neck).          (Boynum) ağrıyor.

My skin itches.                              Cildim kaşınıyor.

I have a toothache.                       Dişim ağrıyor.

My finger's bleeding.                    Parmağım kanıyor.

My eyes are dry.                           Göz kuruluğu var.

My chest feels tight.                     Göğsüm daralıyor.

I have a severe migraine.             Şiddetli migrenim var.

My shoulders hurt.                       Omzum incindi (incinmek).

My eyes are bloodshot.                Gözüm kanlandı.

I have chills.                                 Soğuk algınlığı var bende.

My nose is stuffy.                          Burnum tıkalı.

My joints are aching.                   Eklemlerim ağrıyor.

My muscles are sore.                  Kaslarımda ağrı var.

She feels fine.                              İyi hissediyor.

He feels sick.                               İyi hissetmiyor.

He has a fever.                            Ateşi var.

My eyes are itchy.                       Gözlerim kaşınıyor.

He caught a virus / a bug.           Virüs kaptı.

I have a sharp pain in my side.   Yan tarafımda şiddetli bir ağrı var.

I’ve got a rash on my arm.           Kolumda kızarıklık var.

I got stung by a mosquito.           Sivrisinek ısırdı.

It looks painful.                            Ağrıyor gibi görünüyor.

I have cut my hand.                    Elimi kestim.

I sprained my ankle.                   Ayağımı burktum.

 

ingilizce hastalıklar

İngilizce Hastalıklar

Bir hastalıktan bahsederken aşağıdaki yapıyı kullanarak sonrasında da takip eden listedeki hastalıklardan birisini cümleye ekleyerek tamamlayabiliriz.

I have ... (+ sağlık sorunu)

I've got ... (+ sağlık sorunu)

 

Örnek: I have a headache. (Başım ağrıyor.)

Örnek: I've got a sore throat. (Boğazım ağrıyor.)

 

I have caught … (a cold/chill/flu/fever etc.): (Soğuk algınlığı/grip/ateş)… yakalandım.

I’ve got …

 

To ache: Ağrımak

My legs ache today.            (Bugün bacaklarım ağrıyor.)

 

A pain: Ağrı

I’ve got a pain in my side.  (Yan tarafımda bir ağrı var.)

 

Painful: Ağrılı

My knee is painful today.   (Bugün diz kapağım ağrıyor.)

 

An allergy: Alerji.

Asthma: Astım, solunum yolları hastalığı.

A backache: Sırt ağrısı.

A broken (arm/leg/…): Kırık (kol/bacak/…).

Cancer: Kanser.

A cold: Soğuk algınlığı.

A cough: Öksürük.

Diarrhoea: Diyare, ishal.

An earache: Kulak ağrısı.

A fever / temperature: Ateş.

The flu: Grip.

A headache: Baş ağrısı.

Heartburn: Mide yanması.

(the) measles: Kızamık.

A rash: Derideki kaşıntılı kırmızılıklar.

A sore throat: Boğaz ağrısı.

A (wrist/ankle) sprain: (El bileği/ayak bileği) burkulma.

A stomachache (Am) - stomach ache (Brit): Karın ağrısı.

Sunburn: Güneş yanığı.

A toothache: Diş ağrısı.

A runny nose: Burun akıntısı.

Bruises (on my leg/arm/…): Yara bere (bacağımda/kolumda).

Chills: Soğuk algınlığı.

Nausea: Mide bulantısı.

Dizziness: Baş dönmesi.

An infection: Enfeksiyon.

Bronchitis: Bronşit.                                     

1373    |   0