TÜRKÇE DÜŞÜNÜP İNGİLİZCE KONUŞMAK MÜMKÜN MÜ?

Herkese merhaba! Bugün hemen hemen hepimizin dil macerasına başlarken yaşadığı bir sorundan ve neler yapabileceğimizden bahsedeceğim size. Birisiyle İngilizce konuşurken ve o kişiyi dinlerken duyduğumuz ve söyleyeceğimiz her şeyi Türkçeye çevirmeye çalışmak ne kadar doğru ve ne kadar mümkün? Karşımızdaki kişinin iletişimi sürdürmek için kelimeleri sıraladığı bir anda bizim çevirmeye çalışmamız iletişimin gerçek anlamda tıkanması demektir. Bunu bildiğimiz kelimeleri hatırlamaya çalışmakla karıştırmamalıyız. Duyduğunuz ve söyleyeceğiniz her şeyi çevirmek gerçek bir iletişim değildir. Konuşmanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ve iletişimin kopmaması için düşünmek için kullandığımız kelimeler arasındaki boşlukları çok uzatmamamız gerekli. Üstelik çok ileri seviyede bir İngilizcemiz de yoksa zaten her kelimeyi anlamaya çalışmamız veya çevirmemiz o konuşmayı iletişim değeri olarak kaybetmemiz anlamına gelir. Bazen bize konuşma sırasında terler döktüren bu alışkanlığımızı terk etmenin zamanı geldi de geçiyor. Mümkün değilmiş gibi görünse de daha faydalı yeni alışkanlıklar kazanarak bundan vazgeçebiliriz. İşte işinize yarayabilecek birkaç öneri! Keyifli okumalar!

 

1- Kelime kelime çeviri yapmak yerine asıl mesajı anlamaya çalışmalısınız.

Söylenen tüm kelimeleri çevirmeye çalışmanız yavaşlamanıza asıl mesajı kaçırmanıza ve karşınızdakine o anki duruma uygun bir yanıt verememenize neden olabilir. Tüm kelimeleri bilmesek de karşımızdaki kişiyi anlamamız mümkün. Genel ifadeyi kavrayıp karşınızdaki kişiye cevap vermeniz iletişimin daha sağlıklı sürdürülmesi demektir. Kişinin beden diline, yüz ifadesine ve o anki ortamın havasına dikkat edip söylediği kelimelerden sadece bildiklerinize odaklanarak genel bir anlayışa varmanız mümkün.

 

2- Mükemmel olmaya çalışmayın, basit de olsa hedefiniz anlaşılmak olmalı.

Kendimizi ifade ederken önce Türkçe sonra İngilizce kullanmaya çalışmak ise tam bir vakit kaybı. Mesela yolunuzu kaybettiniz ve uçağınıza yetişmeniz gerekiyor. Durup uzun uzun bütün hikayeyi anlatmaya çalışacağınız bir vaktiniz yok ve karşınızdaki kişinin de bu kadar vakti olmayabilir. Kendinizi anadilini öğrenen bir çocuk gibi düşünün sadece bildiğiniz kelimelerle kendinizi ifade etmeye çalışın. Bir yabancı olduğunuzu kimsenin bu dili sonradan öğrendiğinizi bilerek sizi eleştirmeyeceğini bilmelisiniz. Doğru veya yanlış bildiğiniz en iyi yöntemle kendinizi ifade etmeye çalışın. Mesela kimse 3 yaşındaki bir çocuktan mükemmel bir Türkçe konuşmasını ve edebi kelimeleri anlamasını bekleyemez. Yabancı dil öğrenirken bizler de böyleyiz. Tek amacımız kendimizi ifade etmek olmalı. Doğru kelimeyi arayarak ve her şeyi çevirmeye çalışarak vakit kaybetmemelisiniz. Konuşma becerisini kazanmanın gerçekten o dili benimseyip sadece o dile odaklanarak başladığını unutmayalım.

 

3- Evdeyken veya tek başımızayken kendi kendinize olan biteni İngilizce anlatmaya çalışın.

Kendi kendine konuşmak kulağa çok sağlıklı bir yöntem gibi görünmese de pratik yapmak ve kendimizi İngilizce konuşmaya alıştırmak için harika bir yöntemdir. Yaptığınız her eylemi kendi içinizde `I walked out of the building, I was so calm until I saw the fire and our neighbors` house was burning.’ de olduğu gibi anlatmaya çalışarak dili gündelik hayatınıza aktarabilir. İhtiyacınız olan kelimeleri keşfedebilir ve notlar alarak onları öğrenebilirsiniz. Bu yöntem sizi sadece İngilizce konuşmaya alıştırmakla kalmaz aynı zamanda tıkandığınız ve tıkanabileceğiz noktaları fark etmenizi sağlar.

 

4- Konuşma sırasında size kaygılandıran kelimeler veya grammar hatalarını sonrasında kontrol etmelisiniz.

Emin olmadığınız ve kullanırken kendinizi rahat hissetmediğiniz kelimeler ve cümle yapılarını kontrol etmemeniz bir sonrakinde aynı hatayı tekrarlamanız demektir. Özellikle konuşma sırasında takıldığınız noktaları not alıp ana dili İngilizce olan ve Dünyanın pek çok yerinden size ders veren Educall öğretmenlerine danışabilirsiniz. Bir konuda ustalaşmanın yöntemi hatalarını keşfedip tekrarlamamaktır.

 

5- Dile kendinizi maksimum oranda maruz bırakarak aidiyet ve İngilizce konuşma ve düşünme alışkanlığı kazanabilirsiniz.

Radyo ve haber yayınları dinleyerek evde yemek yediğiniz anlarda bile arka planda sürekli açık bırakarak bu büyük dünyanın içine girebilirsiniz. Yurt dışına her zaman çıkmanız mümkün olmayabilir, radyo ve TV yayını gibi sizi dilin içerisine sokabilecek pek çok yöntem mevcut. İngilizce Youtube videoları, diziler, filmler ve kitaplar, karikatürler sizin o dili ve kültürü yakından tanımanızı sağlayarak benimsemenizi sağlayacak. Bir süre sonra esprileri ve konuşmaları anladığınızda ilerlemenize şaşıracaksınız.

 

498    |   0