blog2
    İngilizce Öğrenmek

    -İngilizce'ye ve İngilizce Öğrenimine / Öğretimine Dair Bazı Yaklaşımlar, Görüşler ve Değerlendirmeler (2)-

    4. “İngilizce öğrenmenin sihirli / mucizevi bir formülü var mıdır?“

    Bence en gülünçlerden biri, yani direkt böyle sorulmasa da birçok kişinin kafasında varlığı kesin olan bir soru. Cevabım evet, İngilizce öğrenmenin “ sihirli “ bir formülü var: gerçekten istekli, kararlı, sabırlı, gayretli olmak, bilinçli ve çok çalışmak :) Sihirli formüllere meraklı olanlara tavsiyem Harry Potter yahut Lord of the Rings filmleri :) İyisi mi siz hiç mucize veya sihirli formül beklemeden normal bir şekilde süreci başlatın ve sürdürün. Mantıklı ve gerçekçi olmak en doğrusudur derim. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmayı elbette istemem; ama ben böyle bir şeyle hiç karşılaşmadım. Oysa yukarıdaki basit formülün öyle veya böyle size başarı getireceği aşikâr.

    5. “İngilizce zor / kolay bir dildir.“

    Günlük dilde elbette zorluk / kolaylık gibi kavramları, doğal olarak, sıkça kullanırız; ancak ciddi ve bilimsel konuşma ve değerlendirmelerde bu tür beylik laflar pek fazla bir şey ifade etmiyor, ağırlık taşımıyor. Bir kere Dil Bilimi (Linguistics) açısından bütün diller eşit derecede karmaşık kabul edilmektedir (All languages are equally complicated). Bu ifade zor / kolay dil yoktur olarak okunabilir. Artı zorluk / kolaylık kavramları son derece izafi, yani görelidir; kime, neye göre zor veya kolay? Bir kimsenin kolay bulduğunu bir başkası zor bulabilir. Artı öğrenci olarak belki gramerde zorlanmazsınız da kelimelerde, yahut telaffuzlarda sıkıntı çekersiniz, misal olarak. Üstelik zorluk ve kolaylığın dereceleri, kademeleri olduğu da bir gerçek. Nitekim bunu da biraz zor, çok kolay, oldukça basit, vs. gibi ifadelerle dile getiririz. İngilizce bağlamında gene daha sağlıklı, doğru düzgün tesbit, yorum ve değerlendirmeler yapılmak isteniyorsa daha dikkatli, özenli, kesin ve açık bir dil yeğlenmeli; bilimsel ve sağlam ölçütlere başvurulmalı. AB’nin dil yeterlik düzeyleri ile ilgili skalası (CEF - Common European Framework) bu konuda çok iyi ve güvenilir bir referans ve göstergedir. Bu skala hem öğrenci hem de kaynak veya sınavların düzeyini belirlemede ve ifade etmede kullanılır.

    6. “En iyi / verimli İngilizce öğrenme yöntemi hangisidir?“

    İngilizce öğrenmede elbette bir yöntem kavramı, gerçekliği yahut olgusu vardır. İngilizce öğretmenleri bunun dersini alarak yetişirler (Yöntembilim / Methodology). Bazı yöntemlerin İngilizce öğrenmede faydalı, daha verimli olduğu açıktır, aşikardır; ancak yöntemlerin de önemi ve işlevi abartılmamalı, olduğundan farklı görülmemelidir. Nitekim bilinen, köklü, adı koyulmuş yöntemler olduğu gibi, daha beylik, adı koyulmamış, belli belirsiz veya deneysel yöntemlerle de sonuç alanlar bulunabilir. Burada yöntem denen şeyin sadece bir araç / vasıta olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bir örnek vermek gerekirse, şehir içinde gideceğiniz yere yayan da gidebilirsiniz, otobüsle de gidebilirsiniz, taksi de tutabilirsiniz. Yöntem sizi gitmek istediğiniz yere ulaştırmaya yarayan araçlardan biridir. Özetle, illa belli ve tek bir yönteme bağlı kalmak zorunda değilsiniz; değişik ama etkili, size uygun birkaç yöntemi birarada kullanarak da hedefinize yürüyebilirsiniz. Genellikle tavsiye edilen yöntemler dil becerilerini (dinleme / okuma, konuşma / yazma) dengeli olarak geliştirmeye yönelik, iletişime dönük, etkileşimli ve pratik yanı ağır basan yöntemlerdir. Buna karşılık daha geleneksel, beylik, teorik bilgiye dayalı, eski yöntemlerin gözden düştüğünü, hatta biraz da kötülendiğini ve alaya dahi alındığını görüyoruz (Mr. and Mrs. Brown esprileri). Oysa, en iyi öğrenci aslında her yol ve yöntemden optimal ölçüde yararlanabilen ve azami faydayı sağlayabilen, esneklik ve adaptasyon gösterebilendir. Öğrenmek arı gibi her çiçekten polen alıp bal yapmak gibidir. Sözümona “ezber bozma“ bahanesi ve yeni bir yaklaşım getirme izlenimi ile klasik yöntem ve yaklaşımları kötülemek, alaya almak aslında bir şuursuzluğun ve sansasyonel olma çabasının göstergesi. Her yeni eskinin bağrında doğar ve gelişir, doğanın kanunudur bu. Mesela bugün bir müzisyen çıkıp elbette yeni ve özgün bir tarzda müzik yapabilir; ama bunu yaparken geçmişten ve diğer müzisyenlerden yararlanıyor, esinleniyordur ki bu doğaldır da. Herhalde hiçbir gerçek ve aklı başında müzisyen kalkıp Mozart’ı, Bach’ı, Beethoven’ı alaya almaz; alırsa kendisi komik duruma düşer. Yaklaşım, yöntem ve uygulamalar da başka birçok varlık gibi zamanla evrim ve gelişim geçirirler, dönüşüme uğrarlar. Az ya da çok, her kaynağın, yol ve yöntemin size faydasının dokunabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

    7. “Kitap / sözlük / malzeme, vs. şeyler gerekli midir?“

    Bir İngilizce öğretmeni olarak beni en çok şaşırtan olgulardan birisi sözlüğü olmayan veya sözlük kullanmayan öğrenciler. Bunun gerçekten hayret verici, hatta akıl almaz olduğunu söylemek mümkün. Teşbihte hata olmasın, sözlüğü olmayan öğrenci bence tüfeksiz / cephanesiz askerden, yahut bıçağı, satırı olmayan kasaptan farksızdır. Birçok işte olduğu gibi İngilizce öğrenme işinde de bazı malzemelerin olması ve kullanılması gerektiği açık. Aksi halde öğrenmenizi kendi elinizle yavaşlatmış, sekteye uğratmış, hatta baltalamış olursunuz. Gelişen teknoloji elbette çok güzel, bundan da faydalanmak lazım. Bir de buna kitap ve sözlük sevgisi de eklenirse tüm deneyim ballı, fıstıklı, kaymaklı olur. :)

     

    COMMENTS ( 0)

    Comment

    İlginizi Çekebilir:

    International Women's Day

    International Women's Day

    Ülkemizde İngilizce: Eğlenerek yabancı dil öğreniyorlar (Haber arşivinden)

    Ülkemizde İngilizce: Eğlenerek yabancı dil öğreniyorlar (Haber arşivinden)

    Neden konuşma pratiği yapmalısınız?

    Neden konuşma pratiği yapmalısınız?


Kapat